'WWW.GENCLİKATESİTEAM.TK

SanaL Alemde Üstleri Kademeleri Görebilmek İçin Paylaşım Yapalım ..
 
AnasayfaAnasayfa TakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Atatürk ilkeleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nefret-i ALA`

\\''>G.A. TEAM<''//


\\''>G.A. TEAM


Tecrübe Puanı : 66967
Mesaj Sayısı : 370
Kayıt tarihi : 12/05/09
Yaş : 23

.
Başarı Puanı:
100/100  (100/100)
Seviye:
100/100  (100/100)
Güçlülük:
100/100  (100/100)
MesajKonu: Atatürk ilkeleri   Ptsi Haz. 15, 2009 12:37 pm

C U M H U R İ Y E T Ç İ L İ K

  • Atatürk'ün
    hayatı boyunca inandığı ve aşama aşama ulaştığı cumhuriyet, daha
    sonraki devrimlerin gerçekleşme koşulunu da yaratmıştır. Yani
    Atatürk'ün düşüncesinde cumhuriyet, padişahlığı yıkan ve yerine geçen,
    siyasal işlevi dışında, yeni Türkiye'yi oluşturacak bir dizi
    devrimlerinde gerçekleştirileceği, toplumsal yanı ile de yer
    tutmaktadır.

"Yaptığımız
ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını
tamamıyla çağdaş ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum haline
getirmektir. Devrimlerimizin asıl ilkesi budur"

Atatürk
"Her terakkinin ve kuruluşun anası hürriyettir" derken cumhuriyeti
özgürlük ilkesine dayandırmaktadır. Bu ilke siyasal anlamda karşılığını
demokrasi olarak bulmakta ve cumhuriyetin esas unsurlarından birini
oluşturmaktadır.

Atatürk
"Özgürlüğün de, adaletin de dayanak noktası ulusal egemenliktir"
diyerek cumhuriyetin esas unsurlarından ulusal egemenlik ilkesini
belirlemektedir. Atatürk'ün ulusal egemenlik ve demokrasi ilkelerine
dayandırdığı cumhuriyet düzenine ilişkin düşüncesini en özlü biçimde şu
cümlede görebiliriz:

"Hakimiyet
kayıtsız şartsız milletindir. İcra kudreti, tesri-i selahiyeti milletin
yegane mümessili olan mecliste tecelli ve temerküz etmiştir. Bu iki
kelimeyi bir kelimede hülasa etmek kâbildir: Cumhuriyet".



L A İ K L İ K

  • Osmanlı
    İmparatorluğu dönemindeki batılılaşma hareketleri sırasında aydın
    kesimde beliren; din işleri ile devlet işlerinin ayrı tutulması,
    biçiminde özetlenebilecek laik anlayışı, bu hareketlerle ilgilenen
    Atatürk'ü de etkilemiştir. Bunun üzerine Atatürk din olgusunu çağdaş
    bir anlayışla belirlemiştir.


"Din
bir vicdan sorunudur. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz
dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karsı değiliz. Biz sadece,
din işlerini devlet ve ulus işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz."

Türkiye
Cumhuriyeti'nde herkes, Allah'ına istediği gibi ibadet eder. Hiç
kimseye dini fikirlerinden dolayı, bir şey yapılamaz. Türkiye
Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur.

"Din
ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse, hiç bir
kimseyi ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne zorlayabilir. Din ve
mezhep, hiç bir zaman, siyaset aracı olarak kullanılamaz.

Ancak
laik devlet uygulaması, Türkiye'de bir çok tartışmalara, çok defa
yanlış anlaşılıp yanlış yorumlamalara konu olmuştur. Bilerek ya da
bilmeyerek, bilinçli ya da bilinçsiz Atatürk'e ve Atatürkçülüğe hep bu
çizgiden saldırılmıştır. Bu nedenle de laiklik ve laik devlet düzeni,
Türkiye'mizde geç ve güç anlaşılan ve en zor benimsenen devrim
olmuştur. Ve hatta halen bazı kendini bilmez şahıslar, saldırılarına
devam etmekte ve dini siyasi amaçla kullanmaya çalışmaktadırlar.


M İ L L İ Y E T Ç İ L İ K


  • Bu
    ilkenin de kökeni Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ortaya
    çıkan batılılaşma hareketlerine dayanır. Bu hareketlere tepki olarak
    beliren Milliyetçilik düşüncesinin aydın kesimdeki savunucuları
    arasında Mustafa Kemal'de vardı. Özellikle, Namık Kemal, Mehmet Emin
    Yurdakul, Ziya Gökalp gibi yazarların düşüncelerini benimseyen
    Atatürk'ün, tarihsel gerçeklerden kaynaklanan şu sözleri o dönemi
    yansıtır. "Özellikle bizim ulusumuz, ulusal anlayışa sırt çevirmenin
    çok acı cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli
    topluluklar, hep ulusal ilkelere sarılarak, ulusçu ilkenin gücüne
    dayanarak kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu sopa ile
    içlerinden kovulunca anladık. Gücümüzü yitirdiğimiz anda, bizi
    aşağıladılar, küçük gördüler. Anladık ki, suçumuz kendimizi
    unutmamızmış. "

Atatürk'ün
Milliyetçilik ilkesi ulusal kişilik ve benlik duygusunun ifadesidir.
Bir ulusun diğer uluslara bakarak, doğal ve kazanılmış özel
karakterlere sahip olması, diğer uluslardan farklı bir varlık meydana
getirmesi, genellikle onlardan ayrı olarak onlara paralel gelişmeye
çalışması anlayışına milliyetçilik ilkesi denir.

"Türk
ulusunun yönetiminde ve korunmasında, ulusal birlik, ulusal duygu,
ulusal kültür en yüksekte göz diktiğimiz ülküdür" derken de ön plana
çıkarılan Ulus kavramıdır. Bu kavram her koşulda vurgulanmış, tüm
eylemlerde ulus dayanak alınarak, sonuç-başarı ulusa mal edilmiş, odak
noktası olarak "Ulus" kavramı benimsenmiştir.

Atatürk'ün Milliyetçiliği aynı zamanda geniş bir hoşgörüye de sahiptir.
"Gerçi,
bize ulusçu derler ama biz öyle ulusçularız ki bizimle işbirliği yapan
tüm uluslara saygı gösteririz. Onların bütün ulusal gereklerini
tanırız. Bizim ulusçuluğumuz, herhalde, bencil ve kendini beğenmiş bir
ulusçuluk değildir



H A LK Ç I L I K

  • Kurtuluş
    Savaşı, ulusal niteliği gereği, tek bir sınıfa ya da gruba dayanmayıp,
    toplumun tüm kesimlerini içine alan geniş ittifakın ürünü olarak
    kazanılmıştır. Bu nedenle Atatürk'ün halkçılık ilkesi kaynağını
    kurtuluş mücadelesinde bulmuştur.


"Bizim
halkımız, yararları birbirinden ayrılır sınıflar halinde değil, tersine
varlığı ve gayretleri birbirine gerekli olan sınıflardan oluşur. Bu
dakikada dinleyenlerim, çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır ve
işçilerdir. Bunların hangisi, ötekisinin karşısında olabilir.
Çiftçilerin, sanatkarlara; sanatkarların çiftçilere ve çiftçinin,
tüccara ve bunların hepsinin, ötekine ve işçiye ihtiyacı olduğunu kim
yalanlayabilir?"

Halkçılık;
cumhuriyetçilik ilkesinin içerdiği demokratik özgürlükçü, çoğulcu
yönetimin yasalardaki bir hak olmaktan çıkarılıp, işlerliğe
kavuşturulmasını; yönetimde, siyasada, kalkınmada, gelirlerin
dağılımında, devlet ve ulus imkanlarının kullanılmasında halk yararının
gözetilmesini amaçlar. Bu amaç doğrultusunda devleti, önlemler almak,
yasalar çıkarmak,


D E V L E T Ç İ L İ K

  • Türkiye'nin
    ekonomik konulara ilişkin sorunlarını düzenlemek amacıyla 17.2.1923
    tarihinde toplanan İzmir İktisat Kongresi'nde açılış konuşmasını yapan
    M. Kemal; ülkenin imparatorluk döneminden devraldığı sorunları ve çözüm
    aşamasındaki dikkate alınacak ilkeleri belirlerken, ulusun tüm
    bireylerinin ve olanaklarının kalkınma için, bir program çerçevesinde
    seferber edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.


Ekonomik
kalkınmayı, çok kısa zamanda kalkınmayı öngören Atatürk buna uygun
olarak Devletçilik ilkesini benimsemiştir. Bu takdirde karşı karşıya
kalınacak güçlük şudur: "Devletle bireyin karşılıklı faaliyet
alanlarını ayırmak..." İlke olarak devlet, bireyin yerini almamalıdır.
Fakat bireyin gelişmesi için, genel şartları göz önünde
bulundurmalıdır. Bir de bireyin kişisel faaliyeti, ekonomik kalkınmanın
asıl kaynağı olarak kalmalıdır...

Devletle
birey, birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır." Devletçilik
ülkenin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle zorunlu bir gereksinimdir.
Başarılı olması için akılcı ve özverili bir çalışma gerekliydi.
Özellikle Birinci ve İkinci Sanayi Planları, uygulamada önemli
yatırımların gerçekleştirilmesini sağladı. "

Bizim
izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik kişisel gayret ve faaliyeti esas
tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde, ulusu refaha ve
ülkeyi bayındırlığa eriştirebilmek için, ulusun genel ve yüksek
yararlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda, devleti
doğrudan ilgili

kılmaktır."
Devletçilik
ilkesi Türkiye'nin ihtiyaçlarından doğmuş ve o dönem için Türkiye'ye
özgü bir sistem olup, devletle bireyin birbirine karşı değil, birbirini
bütünleyici olması nedeniyle de dönemindeki ekonomik sistemlerden
ayrılmaktadır


DEVRİMCİLİK

  • İki yönlü işleve sahip olan
    Devrimcilik, mevcut durumu saptayacı; yani laik, devletçi, milliyetçi,
    halkçı Türkiye Cumhuriyeti'nde, bu özelliklerin korunmasını
    öngörüyordu. Geriye dönüş yollarını kapatan bu işlevin yanı sıra; temel
    ilkeler doğrultusunda çağdaş gelişmelere uygun olarak daha da ileriye
    ulaşmayı amaçlıyordu.

Üye
Ol "Devrimin yasası, öbür yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe,
bizim kafalarımızdaki akımı bozmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik
bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki çağlarda da böyle olacaktır."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclikatesi.all-forum.net
 
Atatürk ilkeleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Atatürk'ün İnkilapları Ve Açıklamaları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
'WWW.GENCLİKATESİTEAM.TK  :: Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir :: M. Kemal Atatürk ..-
Buraya geçin: